PERA'LI BİR AŞK İÇİN DİVAN
Bir zambagin tacyapraginda yagmur tanesini
Bir kula atin ruzgarli bayirdan kaynaga inisini
Yarisi golgeli kumlarda olumu bekleyen karanlik bogayi
Sabaha karsi ve hic uyunmamis tanyerinde isiyan kavak agacini
Ve butun bunlari birden dusunduren seni dusunuyorum simdi
PERA'LI BİR AŞK İÇİN GAZEL
Merhaba guzelim, bak nasil doldurdu
- Dur once su sigarami yakayim -
Kirmizi bir gunes bardagimizi
Disarda kararan rum kilisesinin
Gurultuyu yapraklara ceviren
Can sesleriyle yuklu ve karmakarisik
Saatlerden geciyoruz umut, ayrilik
Gunleri. Yuzunun gulu kapali
Aci eylul geciyor koklerimizden
- Sanirim degisen birsey olmali -
Biliyoruz oglesonu mavi pardesi
Gozlerinin yildizlariyla isiyan
- Dur guzelim yuzune dokunacagim -
Ve akli yetmeyen tarlakusuna
Opuslerle derinlesen bir hali
Yeni gelin bahceleri dokuyan
- Bu kor eylul karanligindan uzak -
Bir olumsuz yaz ulkesi olmali
Cikalim buradan hemen gidelim
- Ben once su hesabi vereyim -
Avluda fatihin ormanlarindan
Kesilmis camlara bakan rum yetim
Icimi yalnizlikla dolduruyor
Kapida sadakor bir dalginligin
Ardindan bize bakan su delikanli
- Nasil benim gencligime benziyor -
Siirimiz bitince ve soldugunda
Sari gul yapragina yazdigim divan
Alip goturecek bir sahaf olmali
UNUTULMUŞ KENT
Vermeme olanak yok bana verdiklerini
Ama ayrilirken bir hesaplasma da gerekli
Gecmis bunca guzellikten bir ani olarak
Ben seni alayim istersen sen de beni
SADECE SENİN YÜZÜN
Yeraltinda bir bizans sarnici gibi los
Kuyularda korlerin duragan bakislarini
Tedirgin bir cocugun onsezileriyle
Bozmadan gecerken hic dusunmemistim
Yukarda bembeyaz bir guvercinin
Mavi bir balkonun bulutlarindan
Benim topragimi aradigini
Karsida tepelerin hayal perdesini
Bir sardunya agaci hisirdatiyor
Koyunlar sessiz bir yilan bir gunes
Bir kisragi her yil asan kirlarin
Azgin tanrisi Pan'dan dogma yabansi
Ve inatci bir keci gibi Gavvino
Bir zincirlemeyle geciyor cocuklugumun
Kisa pantolonlu kara gozlu yoksulluguna
Sanki Pera'nin bindokuzyuzden
Art nouveau pencerelerden baktigi
Tirse halic ve los kumrular oteli
Birbirinden habersiz iki odada
Seni de saliyor duslere ve beni
Tanrim gormeden tedirgin ve kizgin
Gumus bir asansor cikarirken seni
Kara bir agirlik gibi iniyorum bosluga
Sakalinin koyu mese dallariyla
Kapatinca karanlik bulutlar
Goklerdeki hasin ve eski ahitten
Bir mezmurla isyan eden babamiz
Dilsiz ve korkulu ve yoksul
Siki topragi delip gunese dogru
Alinyazisi yirtan ufacik tohum
Benim gecmis tarlalardan arkadasim
Kemik sapli kacamak bir cakiyla
Kurak hayalgucumu kanatiyor
Sanki bir sayim gunu ya da sikiyonetim
Issiz sokaklarinda surdiplerinin
Birbirine rastlamadan dolasan
Iki seruvenci gezgin gibiyiz
Bombos bir sinemanin koltuklarinda
Kapkara bir perdeyle ayrilmis gozlerimiz
Bir kuzunun bogazina saplanan hancer
Birden gurultulere boguyor kenti
Kanli sokaklarinda gondollar yuzduren
Bir venedik disarda bu bozgun bizans
Cocuklari hancerleyip olduruyorlar
Kirik bir akordeon gibi yuzleri
Sanki erken ronesansin bir sarayinda
Sesleri sarmasiklar gibi bir madrigalin
Iki sagir sarkici gibiyiz
Siirimiz sariliyor usanmaksizin
Birbirine ve biz sarilamiyoruz
Golgeli kumeslerde yeniyetmeler
Kucaginda fisildasan tavuklar
Kara gozlu sipalar ve soluk soluga
Evreni sevismenin kuslariyla dolduran
Gelinler metresler orospular melekler
Agaclarin ve ruzgarin ve tum denizlerin
Seslerine karisan su azgin hayat
Sanki seni ve beni
Bogazin cok derin akintilarinda
Ters yone habersiz yelken kaldiran
Iki cagdisi ve saskin balik gibi
Bir doyumsuz hasrete tutsak ediyor
Perdede simdi kocaman bir hayal
Sadece senin yuzun
TEŞEKKÜRLER KALBİM SANA..."
Gencligimin dallari hep ikindiyi gosteren durmus bir
yelkovan gibiydi o yillarda yani erken olumu ve icinde
altin tozlariyla agir agir yaz boyunca yapraklari tirse
yesili ve kisin yoktu bilemezsin o kucuk saatin karninda
sapsari bir cark ne ise yarar tipki kimi sozcukler gibi
once anlasilmayan ve bir zaman gelir doner baslatir
bir siiri
Iste oyle bir sarkiydi
Her gun icimde yasayan yalniz bir japonun kucuk bir
alanda kirmizi kasim yapraklarini buyuttugu paris'te
tuvaletlerinde bile ceyrek le monde sayfalari kullanilan
cunku kalindir kagidi banyolarla dolu ve sartre'in
cocukluk anilariyla bir otelde lahmacun cumhuriyetinin
uc uyruguyla eski bir rus plagini ilk kez dinlerken
bu sarki cantama dusurmus olmali
gelecegin ormanini
Sagol yuregim cunku o ezgi
bakir bir safakta ucarken saatlerce altimda "guneste
sararmis kemik ve kil ve kulle ortulu" ortaasya kentleri
ve parti cizgisinde lacivert giysilerle adamlar buyuk
bir gokyuzu gemisinin lombozlarindan alkol denizinde
yuzen daglara bakar bakar donuk gozlerle
icimde bir sikinti ne istedigimi bilmiyorum gorunmuyor
ekimin kayip ulkesi dusunurken habersiz savurdugumuz
beyaz bir bulutta
seni tasiyordu
Bagli kaldi
icimdeki japonun da icinde kapkara bir koc o yuzden
dolanir durur dusleyerek tanyeri ulkesini ve bekler ne
zaman isitacak beyaz duvardaki tuy sarmasigi seher
yildizi bekler kil cadirlarda gocer denklerine sikismis
kara bir cekirge gibi umutsuz bir yarini ve atlara eger
orgutleyen kolan durmadan dagilir gider gene de iner
mahmuz kan icinde bir hint horozunun gozlerine kararir
ortalik nerede basaklar ve yanilmiyorsam tipki
boyle bir zamanda yuregin kanatlari bir tele carpar
eski bir sarkiyla
Cark doner
tamamlar siirimizi.
TUTSAK
Ihaneti sende gordum
Sende siddeti gordum aski gordum
Yanarak icinden gectim askin
Kor olmadan kule dondum
Dokun bana bana dokun ne olur
Hasretinden oldum
Kopar zincirlerini yeniden gel
Durmadan gel hep gel
Ben sana tutsak sen bana yasak
Gel gunahlarla korkularla gel
Ben savunmasiz cirilciplak
Sen hesaplarla sorgularla gel
Geciyor gunler cok uzgunum
Geciyor aksamlar sesiz
Geceyi yirtar yalnizligim
Gunesi yakarim sensiz