
MASA DA MASAYMIŞ HA
Adam yaşama sevinci içinde
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kaseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
İşte onu koydu
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
Adam masaya onları da koydu
Üç kere üç dokuz ederdi
Adam koydu masaya dokuzu
Pencere yanındaydı gökyüzü yanında
Uzandı masaya sonsuzu koydu
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
Masaya biranın dökülüşünü koydu
Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
Tokluğunu açlığını koydu.
Masa da masaymış ha
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu.
YERÇEKİMLİ KARANFİL
Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
Sen karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.
Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.
İÇİNDEN DOĞRU SEVDİM SENİ
Icinden dogru sevdim seni
Bakislarindan dogru sevdim de
Agzindaki islakligin bugusundan
Sesini yapan sozcuklerinden sevdim bir de
Beni sevdigin gibi sevdim seni
Kar birakilmis karanligindan.
Yerlestir bu sevdayi her yerine
Yuzunde ter olan su damlaciklarinin
Kaynagina yerlestir
Her zaman saklamadigin, acisizligin son duragina
Gul tasiyan cocuguna yerlestir
Ve omuzlarina, daracik omuzlarina
Usumus gibisin de sanki azicik one tasirdigin
Tam oraya iste, ucsuz bucakksiz bir duzlukten
Bir papatya tarlasiyla ayrilmis goguslerine yerlestir
Ve esmerligine bir de, eski bir yanginin izlerinin renginde
Saclarinin yana dususune, onleri bolen ikilige
Alnindan baslayan ve ayak bileklerinde duran
Yani senin olmatan, seni bir bosluk gibi saran huzne yerlestir
Yerlestir onu bir kentin parca parca alinda tutugun
Kar taneleri gibi ucusan
Ve her gun biraz daha hafifleyen semtlerine
Yerlestir bu sevdayi her yerine.
Ekledim ben tatigim her seyi denizlere
Bildigim ne varsa onlar da hep denizlerden
Sen de bir deniz gibi yerlestir onu istersen
Sevdayi
Ve kopuklendir
Ve yaslandir ki iste kaderi anlamasin
Ama dur, her deniz yaslidir zaten
Ogrenmez ama ogretir mutlulugu
Bizim sevdamiz da oyledir, iyi siirler gibi
Biraz da herkes icindir. Ve gelincigin ikinci tadina benzemeli
Var eden kendini birincisinden
Yani bir sevdayi sevgiye donusturen.
Ben simdi bir yabanci gibi gulumseyen
Tanimadigin bir ulke gibi
Icinde yamadigin bir zaman gibi
Tam kendisi gibi mutlulugun
Beni bekliyorsun
Ve onu bekliyorsun beni beklerken
SENİ GÜNLERE BÖLDÜM
Seni gunlere boldum, seni aylara
Daha yillara, yuzyillara bolecegim
Ve her zaman soyleyecegim ki beni anla
Boyle eskitilmis de olsa bu kalbi
Minesi catlamis bir dis gibi durduracagim karsinda.
Siirler soylenir, siirler biter
Biz bu sevdayi neresine sakladikti sen ona bak da
Kahverengi avuclarina mi gozlerinin
Tam oradan mi kahverengi yagan bir aydinliga.
Butun gunler yenilesir her bekleyiste
Ve butun dunler, butun gecmisler
Kapini acarsin ki bir de, hic kimseler yok
Caresiz, benim sana gelisim de hep boyle.
Dun aksama dogru turuncu bir bulut gecti
Sonra butun bulutlar hep birden gecti
Anilar, anilar, belki hepsi bir kelime.