KADINLAR
Mavi dövmeleri
Ve bitmek bilmez yasların çürük izleriyle
Durup ateşe bakıyorlar.
Rüzgar estiğinde hepsi ürperiyor
Göğüsleri değiyor toprağa
Ellerinde yanan odunlar taşıyan kadınlar
Siyah kazanların pası çökmüş yaşlılığıyla
Dolaşıp duruyorlar.
Ateşin öfkesi kabardığında
Sesler artıyor.
Orada ateş hiç bitmiyor
Söndürmek bir belâ
Göğüsleri pörsüyen kadınlar
Ellerinin korkunç inceliğiyle
Tutacakları odunların sertliğini düşünmekte
Ve susmaktalar.
Sustuklarında yaşları farkedilmiyor
Toprak kokuyor bağırdıklarında
Nereye yaslanacaklarını unuttuklarından
Gözlerini toprağa bırakıyorlar
Çünkü bulutlar gökte kalıcı değil
En içten
Toprağa veriyorlar kendilerini
Ve kokuyorlar arasıra
ÖMÜRSÜZ MAVİ
Seni ben uzun uykulu bir vadinin
Sessizliğinde buldum.
İçine kapanmış bir kayanın dilsiz koyuluğunda
Ve serinliğinde gövdeyle taş olmak arasındaki kararsızlığın
Düştüm ben
Çırılçıplak düştüm aşka.
Beyaz olmak meleklerin elleriyle okşanmaksa
Okşandım ben
Melekler okşadı ve inceltti tenimi
Ruh kattı
Aşka gitti.
Aşkın buruk yalnızlığına.
Sanıyordum ki ben,
Aşık olursam, ruhum uçacak.
Sanmakla kalmadı
Uçtu ruhum
Ve bir kelebeğin mavi kanatlarında
Gizlendi.
Bir kelebeğin
Ömürsüz mavi kanatlarında.
Bundan böyle bir aşk için
Ne varsa burada.
İki kanat
İki mavi
Ve bir ruh
Her şey tamam
Uçurup tenimi
O ölümde yenebilirim.