KÜÇÜK DENİZ FENERİNİN YÜREĞİ
Kıyıya indim
ve yüzleştim denizin yüzüyle
Her şey hazırdı
güzel görüntülerim için:
Boşluk, ışık ve zaman
Küçük deniz fenerinin yüreği atar bu sularda
anların içinde küçük, beyaz
an yumurtaları çatlar,
köpük bezeleri yarıkır
denizin yüzünde,
Gürler ve yeşil yeleli boynunu çıkarır
deniz dibinin aslanı.
Patriyot balıkçıların dalgası gelir
kumlara sürtünmeye
Kıyıya inerdim
ve yüzleşirdim denizin yüzüyle.
Her şey hazır burada
sevişgen cümlelerim için:
Taneyi samandan ayırmaya.
damlarda güneşin diliyle yalaşmaya.
köylere çıkan rüzgarın boş yatağı.
poyrazın topukladığı bir yelkenli gibi gıcırdayan
körfezin beli
ve küçük deniz fenerinin
çabuk pişman olan yüreği.. .
Kıyıya inerirn.
öpüşerek yuvarlanırım kumlarda
kucakladığım bir dalga danteliyle.
Kıyıda çıplak ayaklı güneş
alıştığımız sabah gezisini yapar
ve ilk florya sürüsü yol alır
tavşanlı çalılıklarda.
Resmigeçit gibi selarnlayarak geçer
menekşe balıkları
küçük deniz fenerinin anısını.
Zamanın hızlı soluklan sakinleşir . . .
Her şey hazırlanır böylece
nesne ötesi uçuşlara geçecek
imgeler için.
Ey şoseden geçen keten şapkalı yolcu!
Durup seyret bu uyumu.
Her şey hazır burada
yaşam sevincin için.
Küçük deniz fenerinin yüreği atar bu sularda
kötü niyetli bir çağa uyrnamak için.
MERMER ADASINA VEDA
Ayrılsam mı kavuşsam mı bu iskelede.
Kararsızlığın ortasında ihbar ediyorum belleğimi.
Tekrar ediyorum insanlığımı habire. Bir anda binip gemilere
uzak denizlerdeki mezarıma gidiyorum. Bir anda
vuruyorum rıhtıma
(Beyazlar giyindim; ipeğin ardında kırmızı patlamış
bir güneş akıyor etlerimden).
Kışın anıları ve bu denizin dalgaları saklı saçlarımın uzayışında.
Söyle bana, yaşatmaya yazgılı mısın bu adayı;
beslemeye beyaz evleri
ve bir beton yengece benzeyen rıhtımı... yitirişlerinle...
Ah yitiriyorsun beni. Kalbim bu ada olmaz mıydı sana?
Gecikmiş zaman akşamı telaşla kaldırıyor sulardan.
Hızlı yunuslardan son bir tören.
Atıyorum kendimi gecenin kaplanına.
Parçalanışımı duyuyorum, bir türlü evcilleştiremediğim sevdam
seriyor etlerimi kayalar üstüne...
Ben bu kıyıda uyuyan kaplanım, üzdük sizi; artık
elveda!